Kartal Müftüsü Baytar: “Evlerimizi ramazan ayında eğitim yuvasına dönüştürmeliyiz”

2021 yılı Ramazan ayına girmiş olmanın engin huzur ve mutluluğunu yaşamaktayız.

12 Nisan Pazartesi günü kılınan ilk teravih namazının ardından 13 Nisan Salı günü tutulan ilk oruç ile bu rahmet, bereket ve mağfiret iklimi Ramazan ayına girmiş olduk.

Tüm dünyada ve ülkemizde etkisini devam ettiren salgın hastalık bir taraftan ruhumuzu bunaltırken diğer taraftan da sağlığımızı, hayatımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Böyle bir dönemde Ramazan ayı, orucuyla, Kur’an tilavetiyle, teravihiyle, iftarıyla, sahuruyla ve fitresiyle salgın hastalıktan bunalan ruhumuza ve bedenimize şifa olmaktadır.

Peygamber Efendimizin (s.a.v) “Allah’ım, Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a kavuştur” diye dua ettiği mübarek Ramazan ayına bir kere daha kavuşmanın mutluluğu içindeyiz.

Yine Peygamberimizin “Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluş” olarak nitelediği bereketli ve manevi kazancı büyük olan böyle bir aya bizleri sağlık ve afiyet içinde kavuşturan Yüce Rabbimize hamd olsun.

Bu ayın hepimize, millet ve memleketimize ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini, yaşadığımız bu zorlu dönemden bir an önce kurtulmamıza vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Dini ve manevi hayatımızda önemli bir yeri olan Ramazan ayını, diğer aylardan ayıran ve daha faziletli ve üstün kılan birtakım özellikleri ve manevi güzellikleri vardır. Pek çok manevi tecellilere sahne olan bu ayın taşıdığı özellikleri maddeler halinde kısaca özetleyecek olursak:

1) İnsanlığa hidayet rehberi, yaşam klavuzu, mutluluk sırları ve içine düştüğü karanlık ve huzursuz ortamdan çıkarıp aydınlığa kavuşturan yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim bu ayda inmeye başlamıştır. Bu husus Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildiriliyor:

2) “Ramazan ayı; insanlara yol gösterici doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak kendisinde Kur’an indirilen aydır.” (Bakara 185)
Kur’an-ı Kerim miladi 610 yılının Ramazan ayında Mekke yakınlarındaki Hira dağında “Oku” emri ile inmeye başlamış, ayetler ve sureler halinde 23 sene devam ederek Peygamber Efendimizin veda haccında son ayetin gelmesiyle tamamlanmıştır.

Beşeriyetin üzerine batmayan bir güneş gibi doğan bu yüce kitap, dünya durdukça insanlığı aydınlatmaya devam edecektir.

2) Mübarek Ramazan ayına girer girmez diğer aylardan farklı bir yaşantı içine gireriz. Gündüzleri yemek içmek gibi hayati zevklerden ve her türlü aşırılıktan çekinerek tuttuğumuz oruçlarla, geceleri dini bir vecd içinde kıldığımız teravih namazları ile okuduğumuz hatimlerle gönüllerimize iman nurunun ilahi hüzmeleri dökülmeye başlar. Ramazan sonuna kadar devam eden ve günden güne gönüllerde feyzi artan manevi neşe ile dolan mü’min, kendisine, ailesine ve içinde yaşadığı topluma ve hatta bütün insanlara yararlı bir kişi olarak eğitilerek bayrama erişmenin huzurunu yaşar.

Ramazan ayı rahmet ve bereketi bol bir aydır. Bu ayın gelmesiyle iyilikler çoğalır, kötülükler azalır, yoksullara ve düşkünlere yardım elleri uzanır.
Evet bu ay rahmet ayıdır. Bin aydan hayırlı olan “Kadir Gecesi” bu ayın içindedir. Bu gece bizim için iyi değerlendirilmesi gereken büyük bir ilahi lütuftur.
Ramazan ayına mahsus ibadetlerimizin başında oruç gelir. İslam’ın beş temel ibadetinden biri olan oruç; kitap, sünnet ve icma’ ile sabittir.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyruluyor:

“Ey iman edenler, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” (Bakara 183)

İslam’ın beş temel esas üzerine kurulduğunu söyleyen Peygamberimiz (sav), bunlardan birinin de Ramazan ayı orucu olduğunu bildirmiştir.

Her ibadette olduğu gibi, oruç ibadetinde de fert ve toplum için pek çok yararlar vardır. Kur’an-ı Kerim’de oruçtan ve orucun hikmetinden söz edilirken “Umulur ki oruçla günahlardan korunursunuz” buyrulmuş, oruç sayesinde insanın günah işlemekten, başkalarına hile ve haksızlık yapmaktan sakınacağı duyurulmuştur. Çünkü sakıncalı olmayan yemeyi ve içmeyi Allah rızası için belli bir süre terk eden oruçlu, O’nun yasakladığı söz ve işlerden de sakınmak durumundadır. Aksi halde orucunun bir anlamı kalmaz.

Nitekim Peygamberimiz:

“Oruç bir kalkandır; (oruçluyu kötülüklerden korur) Oruçlu kötü söz söylemesin. Oruçlu, kendisi ile itişmek ve dalaşmak isteyene iki defa “ben oruçluyum” desin. Ruhumu kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki oruçlunun ağzının açlık kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.” buyurmuştur. (Buharî, Savm, 2)

Bir başka hadisi şerif de de şöyle buyurulmuştur:

“Kim yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı bırakmazsa Allah-u teala o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına değer vermez.” (Buhârî, hadis no: 1903)

3) Oruç insanda başkalarına yardım etme duygularını geliştirir.

Çoğu varlıklı insanlar, yoksulların çektiklerini bilmezler. Varlıklı kimse tuttuğu orucun nefse olan etkisini tadar da, yıl boyu açlık çeken ve yoksulluk içinde kıvranan yoksulları ve kimsesiz çocukları düşünür; onlara karşı gönlünde şefkat ve yardım duyguları uyanır.

4) Oruç sağlığı korur.

Orucun sağlık ve tedavi yönünden önemi büyüktür; Peygamberimiz “Oruç tutunuz ki, sıhhat bulasınız.” buyurmuşlardır. (Et-tergib ve ‘Terhib, 2:83)

5) Oruç, insanı sabra ulaştırır. İnsanın sahip olduğu nimetlerin kadrini öğretir.

6) Oruç, toplum hayatını da olumlu şekilde etkiler. Bunun yanında orucun burada sayamayacağımız kadar birçok faydaları vardır.

Burada bir de oruç kimlere farzdır ona değinmek istiyorum;

Oruç, ergenlik çağına gelmiş, akıllı, Müslüman erkek ve kadına farzdır. Ancak oruç kendilerine farz olanlardan hasta olanlar ile yolcu olanlar oruç tutmayabilir. Hasta olanlar iyileştiklerinde, yolcu olanlar da evlerine döndüklerinde yedikleri günlerin sayısı kadar oruç tutarlar, kaza ederler. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de: “Sizden her kim hasta yahut yolcu olur ise (orucu yer ve tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder” buyrulmuştur. (Bakara 184)

Hasta bakıcıların, gebe ve emzikli kadınların durumları da aynıdır. Oruç tuttukları takdirde kendileri ya da çocukları zarar görecekse veya gereği gibi hastaya bakamayacaklarsa bunlarda sonradan tutmak üzere oruçlarını yiyebilirler. Çünkü dinde zorlama yok kolaylık vardır.

Oruç tutamayacak kadar yaşlı olanlar ve iyileşmesi mümkün olmayan hastalar da oruç tutmazlar. Yedikleri her gün için yoksula bir fidye verirler.
Adet gören veya lohusa olan kadınlar ise namaz kılamaz ve oruç tutamazlar. Ancak bu halleri geçtikten sonra, namazları değil, sadece yedikleri günleri kaza ederler.

Bütün ibadetlerde olduğu gibi oruç için de niyet şarttır. Niyetsiz oruç sahih olmaz. Ramazan ayında her günün orucuna niyet edilmesi gerekir. Ramazan orucuna, güneşin batışından başlamak ve imsaktan itibaren yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmamak şartı ile gündüz kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir.
Bilindiği üzere dünya genelinde yaşanan Covid-19 virüsü nedeniyle bu sene ramazan ayını farklı bir ahvalde idrak edeceğiz. Eş dost ve akrabalarımızla iftar sofralarımızda belki bir araya gelemesek de sorumluluk bilinci ve kardeşlik şiarı gereği ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin iftar sofralarına yardımlarımızla misafir olmalıyız. Onların ihtiyaçlarını gidererek kardeşliğimizin gereği yardımlarımızla kardeşlerimizin ramazan sevincine ortak olmalıyız.

Evlerimizi ramazan ayında eğitim yuvasına dönüştürmeliyiz. Ailecek ramazanın manevi atmosferinden istifade etmeliyiz. Teravih namazlarımızı aile ve çocuklarımızla beraber cemaatle kılmalı, ailecek mukabele geleneğimizi devam ettirmeli ve manevi sohbet ortamları oluşturmalıyız.

Ramazan ayı rahmet ve bereketi bol olan bir aydır. Bu ayın feyzinden ve bereketinden yararlanmak için elimizden geldiğince ibadetlerimizi eksiksiz yapmaya çalışmalı; orucun, kötülüklere karşı koruyucu bir kalkan olduğunu dikkate alarak kötü söz ve davranışlardan sakınmalıyız. Kimseyi incitmemeye özen göstermeliyiz. Kur’an okuyup anlamı üzerinde düşünerek zamanı değerlendirmeli, zamanın boşa geçmemesine çaba harcamalıyız. Anne- baba ve büyüklerimizin hayır dualarını almaya, akraba ve komşularımızla olan ilişkilerimizi güçlendirmeye çalışmalıyız. Dini bilgilerimizi artırmak için kitap okumalı, dinin esaslarına ters düşen bid’at ve hurafelerden sakınmalıyız. Çocuklarımıza da zaman ayırmalı, duygu ve düşüncelerinin olumlu yönde gelişmesine katkılarımızı artırmalıyız. Malımızın zekatını ve fitremizi de vererek (2021 yılı kişi başı fitre 28₺) bu mali ibadetlerimizi de yerine getirmeli, yoksulları sevindirmeli, toplum fertlerinin birbirleriyle muhabbetleşip kaynaşmalarına vesile olmalıyız.

Bütün bunlar, bir taraftan günahlardan arınarak yüce Allah’ın rızasını kazanmamıza vesile olacak diğer taraftan ahlakımızın güzelleşmesini sağlayacaktır.
Bu duygularla hepinizin Ramazanını kutluyor, bu ayın hepimize, millet ve memleketimize ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini yaşadığımız Covid-19 virüsünden kurtuluşumuza ve daha nice Ramazanlara sağlıkla eriştirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyor, hepinize saygı ve muhabbetlerimle hayırlı ramazanlar diliyorum.

Mustafa BAYTAR
Kartal Müftüsü